30 Haziran 2006
Yaşam bize verilen bir şans mı?
Peki hangimiz ölümden sonra ki hayatta bizleri ne beklediğini biliyoruz inançlarımız doğrultusunda değişik fikirlere sahibiz ama tam olarak ne yaşanıyor?Çoğumuz yakınlarını kaybediyor değişik zamanlarda geri dönen var mı yada haber veren gittiği yerden hiç duymadım,yaşamadım başlangıcı ve sonu ile karanlık bilinmeyen yanlar kendimi fazla düşünmemeye zorluyorum biliyorum varlık ve yokluk olayı insanı içine hapseden bir kaos gibi tek bildiğim bu dünyanın bizlere verilen bir armağan olduğu ve bir kere yaşandığı (realkarnasyona inanlarda var ama onlar dahi tekrar aynı bedende geldiklerine inanmıyorlar realkarnasyon benim inandıklarımın çok dışında olduğu için ben kafa patlatmıyorum bu olaya da) peki bizlere verilen bu armağanı nasıl kullanıyoruz?Hayatı ne kadarı yaşanır kılıyoruz yada ne zaman sonlanacağını bilmediğiz bu hayatın ne kadarını kendimize ve kendimizle beraber etrafımızda bizleri seven bazılarına zehir ediyoruz???
Ben babamı kaybedeli nereyse 8 sene olacak bu kayıptan sonra beni en çok etkileyen amcamın çocuklarının 17 ağustos depreminde vefatı ve en son 6.ayda ikiz olan bebeklerimden birinin kalbinin durmasıyla yaşadım soğuk yüzünü, çok yıprattım kendimi hepsinde ayrı zamanlar geçti yokluklarına alışmam ,kendimi onarmam için hepsi farklı şekillerde kişiliğimi etkiledi hepsinde farklı bir Nuray oldum bu kadar çok sevdiklerini kaybetipde kendimi teselli ettiğim en gerçek yön benimde onlara doğru bir yolculukta olduğum ve bir gün kavuşma hayalimdir hiç kucaklayamadığım oğlumu Arda mı delikanlı olmuş bir şekilde orda sarabilme hayalidir peki ama yaşadığımız kısmında ne kadarını mutlu yaşıyorum ,ne kadarına şükrediyorum düşünüyorum bana 1 ay yada 3 sene ömrün var deselerdi gene de bu kadar küçük şeyleri dert eder ve değersiz şeylerin peşinde ömrümü harcar mıydım sevgimi az kullanmaktan kaçınmaz mıydım peki neden 300 sene yaşayacak gibi küçük şeylerin peşinde bir ömrü heba edip şükretmiyoruz bize verilen bu yaşama şansı bile şükretmeye değmez mi?Milyonlarca sperm ve yumurtadan Allahın verdiği izinle oluşan bizler bu bile büyük bir şans değil mi?Güneşi görmek,havayı solumak etrafımızda bizi sevenlerin olması mutlu olmaya yeterli değil mi?Aaa bu hayatta ne kadar polyanna oldun diye düşünebilirsiniz ben her zaman bu şekilde olmayı değil ama en azından elimizde olmayanlardan yada olan küçük olumsuzluklardan bu denli mutsuz,umutsuz olup hayatımızı zehretmeyelim diyorum.Ben çok büyük olumsuzluklardan bu düşünceyle sıyrılmaya çalışıyorum hatta çok kızdığım bazı insanları bile tanıyabilmenin bir şans olduğunu düşünerek onlları gözümde büyütmüyorum.İnsanız elbet ağlayacak,kavga edecek,hasta olacak, sıkıntı çekip üzüleceğiz ama elimizde olmayana değiştirmek için elimizden gelmeyene kahretmemeli,sevdiğimiz işlere, insanlara vakit ayırmalı(ben en çok inanlara ayırdığım vaktin boşluğuna yanarım üzülürüm değmeyecek bir insana harcadığım zamana)hayat derdinden ziyade sevdiğimiz bizi mutlu eden güzelliklere vakit ayırmalıyız.Umarım hayat bizlere hazırladığı süprizlerde hep güzellikler sunsun bana ve sizlere,sunduğu dertler de hep dermanlı ve kısa olsun…
27 Haziran 2006
Sıkılıyorum bu aralar...
23 Haziran 2006
Maşallah Diyelim...
20 Haziran 2006
Hayatımın Rengi

Aslım bu siteyi aslında hayatımda ki her şeyi yazmak için düzenledim ama sen ömrümde öyle büyük öyle güzel bir yer kaplıyorsun ki sürekli senden bahsetmek istiyorum 20. aylarına vardığın bu günlerde artan şirinliklerin ve bana olan bağlılığını daha açık belli eden hareketlerinle içimi güldürüyorsun,senden önce ne yapmışım nasıl yaşamışım rabbim senin sevgini daha öncesinden 1 dakika yaşamama izin verseydi acaba bu kadar rahat katlanabilirmiydim yokluğuna bilmiyorum. Hayatımın senden sonra ki kısmına öyle güzel renkler kattın ki hayatın lacivert ve griden ziyade kırmızı,sarı yeşil canlı renklerini gösterdin bana,babana Allahta sana hep güzel renklerini göstersin bu hayatın.Geçen gün aynada saçlarımda artan beyazlara ve hafiften kırışmaya başlayan göz kenarlarıma baktım daha 28 yaşındayım ama hep ileri gidiyorum ve zamanla bu beyazlar,kırışıklıklar dahada artacak biliyorum ama hiç üzülmüyorum çünkü geçen yıllar senin büyümen demek,sen büyürken sende ki güzellikleri,değişiklikleri yaşamak demek seninle ilgili çok hayaller kurmamaya çalışıyorum çünkü bu hayaller uğruna geleceğine etki ederim diye korkuyorum,benim gibi hayal kurmayı seven biri için zor bu ama daha makul şeyler düşlüyorum senle ilgili mesela güzel bir genç kız olduğunda o hiç değişmeyeceğine inandığım kocaman gülüşün ve güzel gözlerinle gelip canım annem diye beni sarmalaman senin ne kadar güzel ve sağlıklı olduğunu görüp ve gülen gözlerine bakıp seninle gururlanmam.Ufak tefek sırlarına beni de dahil ettiğin anne kız sohbetlerimiz ve senin kaç yaşında olursan ol dizlerime yatıp saçlarını okşatman…Ben yaşlanırken senin yeni ufuklara açılman…Dilerim rabbim bizlere senin açıldığın ufuklarda ki güzellikleri izleme imkanını,mutluluğunu yaşama güzelliğini bizlere nasip etsin.
16 Haziran 2006
Aslı ve filleri
Evimiz Aslı daha 2 0aylık olmasına rağmen tam bir oyuncak cennetine dönüştü.Elimi attığım yerden,çekmecelerden,koltukların arasından,altından banyodan,balkondan…daha olmadık bir çok yerden oyuncak çıkıyor geçen gün saydım tam 8 tane top,7 tane fil var( annem fillerini çok seviyor çünkü herkes birbirinden habersiz fil almış Aslıya farklı oyuncaklar ama fil figüründe,kısmetli,şanslı olacak diyor annem, inşallah).Oyuncakların birçoğunu acele edip yaş gurubuna göre almadığım için oynamamış bazılarının anca farkına varıyor tabi sürekli göz önünde olduğu içinde yeni gibi muamele yapmıyor hele iki üç tane internetten getirdiğim pahalı oyuncak var ki gördükçe ve oynamadıkça sinirlerim oynuyordu Allahtan onları bir arkadaşım yeğenine aldı da ev biraz boşaldı.Birkaç tane daha var evde yer kaplayan onları da satıp,geri kalan diğer çuvalı ihtiyacı olan çocuklara dağıtırsak ev daha derli toplu hale gelecek sanırım.Aslında herken bu konuda çok savurgan olduğumu söylüyor haklılarda sanırım ama kendim o kadar çok seviyorum ki oyuncakları dayanamıyorum.Bundan sonra daha dikkatli olacağım kesin karar verdim(kim bilir kaç kere bozulacak bu karar)Aslıyla beraber hayatıma yazlık ve kışlıkları ayırma işinden sonra yılda iki kere oyuncak ayırma işi de eklendi hayırlı uğurlu olsun.Sizlerin hayatın da neler değişti ufaklıklardan sonra?
13 Haziran 2006
Nefret ettiğim vardiya olayı
12 Haziran 2006
Anneme...
Aslında anneme anneler gününde bir şeyler yetiştirmek istedim ama olmadı,kendisi böyle özel günleri pek anlamlı bulmadığından herhangi bir gün diye acele etmedim…
O kadar yoğun ki duygularım anneme karşı,ben onlardan süzülenleri özetleyeceğim…Ama önce annem hakkında kısa bir özgeçmiş…
Annem bir aslan burcu kadını bunu neden mi belirttim,aslan burcunun özelliklerini birebir taşır kendisi bir aslan gibi sakin gözüküp ailesi söz konusu olunca tam bir aslan kesilir,pençelerini gösterir.Annem 6 kardeşten 4.sü olmak suretiyle çok kalabalık bir Karadeniz ailesinde büyümüş,Samsundan göçedip dayımın okulu ve değişik sebeplerden dolayı Maltepe/Küçükyalı da bir arsa alan büyükbabamın kendi yaptığı inşaatında annemde bir amele gibi kum ve tuğla taşımış,erkek çocuklarını aratmayan afacan yapısı,hareketliliği bu inşaatta en eli yatkın aday yapmış annemi,annem ailesine ve babasına o kadar düşkündür ki;hiç rahatsız olmamış bu durumdan,canla başla çalışmış.Annemi büyükbabam bize ve ailemize kur’anı iyi bilen biri de lazım diye zamanın imam hatip okulu gibi kurslardan birine vermiş annem o kadar zekiymiş ki bu işi de en iyi şekilde öğrenmiş,ama kendini kur’anı öğrenirken hiçbir zaman tek yönlü kalmayıp, kendini her yönde geliştirmiş.İçinde hiçbir zaman büyümeyen o afacan çocuk onun çok yönlü gelişmesine neden olmuş.Aslında babası tarafından diğer kardeşleri gibi eğitimine devam ettirilseydi çok başarılı yerlere geleceğine inandığım annem, bu işten de hiç yakınmadı…Hayatımda en kötü gördüğüm an kendi babasının ölümünden sonra yaşadığı günlerdi…Babasına o kadar düşkündü ki annem onu kendi babamın ölümünde dahi o kadar üzgün görmedim onu…Fakat eşini yani babamı kaybettikten sonra kardeşleri ve yakınlarından gördüğü vefasızlıklar annemi hala yakınlarına çok düşkün olsa da yerini büyük kırgınlıklara bıraktı…Görücü usulü evlendi rahmetli babamla. Hiçbir zaman kişilikleri uyuşmadı,annem her zaman evliliğini saygı ve eşinin ailesine de aynı düşkünlükle sürdürdü…Annemin ilk göz ağrısı benim benden 2 sene sonra olan kardeşim Korayı 3 yaşında menenjitten kaybedince aramızda 6 yaş olan kardeşim Eyübü ayrı bir bağlılıkla sevdi, sahiplendi…Sen sıkıntılı zamanlarımıza geldin diye belirttiği ben ise onun kalbinin ayrı bir yerinde olduğunu bilir oğluşuna olan ilgisinden hiç rahatsız olmam.Annem babamın tam aksine sevgisini çok açık gösteren bir insan olduğu için eşek kadar olan bizlerle hala yerlerde yuvarlanmak istese de,yapı bakımından biraz babama benzeyen bensem bu biraz imkansız olur.Annem benim gözümde öyle güçlü bir dağdır ki Rabbimden aldığı şevkle bizim için yıkamayacağı engel,yapamayacağı şey yoktur.Sürekli okuması kendisini ve her konuda bilgi edinmesi annemi çok kültürlü hatta okumuş birçok insandan daha kültür seviyesi yüksek bir hale getirmiştir. Kur’ana aşık olan annemin maneviyatının da güçlü olduğu yapısı,nur gibi güzel yüzüne yansımıştır.İnsanlara her daim yardımcı olmak isteyen annem etrafında kilerin bir nevi derman ablası gibi olmuştur.Bu güzel,küçük kadının o kadar büyük bir yüreği ve sevgi kapasitesi vardır ki herkese ufakta olsa bir yer vardır.Ufak diyorum çünkü önemli bir çoğunluğunu torunu Aslı kaplamış durumda.Serkanı da bizlerden ayırt etmeyip bir evlat kabul eden ve seven annem kaynana olmayı da hiç becerememiştir Hareketliliği ve çok hamarat olmsa da nasıldır bilmem yaptığı yemeklerin bereketi ve lezzetiyle bilinen annen sık sık nazarlara gelmektedir…Şu sıralar büyük bir itinayla şafak sayıp,oğluşunun yolunu gözleyen annemin en büyük dileği her şeyden önce bizlerin sağlığı ve mutluluğu kendisi içinse çok yaşlanmadan Hacca gitmek ve bizlerin birkaç çocuğunun daha olup etrafını torunların sarmasıdır…
Benim duygularıma gelince…
Annem ;Gözümün nuru,ömrümün huzuru,karanlık gecelerde yolumu bulduğum çoban yıldızım,sırtımda ki el,güçlü olmayı öğrendiğim,asla ayrı kalamayacığım,arkadaşım,kız kardeşim,sevgilerin en üstünü,dualarımdan eksik etmediğim, dualarından eksik olmadığını bildiğim,sonsuz güvendiğim,hadi dediğinde uzun yolları yürüyeceğim,nazımı çeken,küslüğü en kısa süren,dünüm,bugünüm,yarınım,Aslımı Rabbimden sonra gözü kapalı tek emanet ettiğim,sevdiğim çok sevdiğim iyi ki benim annemsin dediğim,ben öldüğümde güçlü olun yas tutmayın birbirinize sahip çıkın diyecek kadar ince düşünen,annem benim her şeyim…
Allah seni başımızdan eksik etmesin hayallerinde ki gibi seni hacı anne diye sevecek torunlarınla inşallah nice mutlu,uzun günler geçirirsin dualarından bizleri hiç eksik etme emi…
9 Haziran 2006
Kardeşim Eyüp AKBIYIK'a(Gel teskere gel teskere...)
Kardeş nedir? Aynı karnı paylaştığın, aynı candan olduğun mu, yoksa annenin senin kadar sevdiği diğer insan ,ilk kıskançlığın tek olmanı elinden aldı, ilgiyi böldü diye... Yada ilk kavga ettiğin, saçını çeken,eline kalem batıran…Kardeş nedir? Anneden,babadan sonra sana yadigar kalan,onların acısını en iyi paylaşanve yaşayan, kötü günde sana koşan... Kardeş nedir?Senin bir parçan hayatının en güzel yılların da olan,annelik nedir ilk öğrencilik ettiğin, kendin hırpalayıp başkasına aslan kesildiğin…Benim için kardeş neydi hayatıma 6.yılında giren sarışın, herkesin yeşil gözlerini beğenmek kaydıyla kıskançlığı yaşadığım, sokaktan gelmeyen,bütün gün kumlarla oynayan ele avuca sığmayan(Aslının bu huyu dayısından geliyor) ve toz pirelerini eve getirip gece bizi harıl harıl aratan, zayıf, ele avuca sığmayan, benim kardeşim aynı Atatürk’e benziyor diye gururlandığım,küçücük yaşlarında bile sır saklayabilen,bazen bizi rezil etsede(annemin farklı anlattığı birşeyi herkezin yanında düzelterek) doğrudan şaşmayan çocuk…Aynı acıyı paylaştığım, babamı kaybettiğimizde gözlerinde aynı hüznü gördüğüm…Babama benzeyen yanımdan mıdır nedir bilmiyorum ama duygularımı ben açık açık belli edemem ama o benim canım,her şeyimdir ona bir şey olacak diye akla karayı seçerim dualarımı eksik etmem ondan. Ona bir zarar gelse içim yanar ,onun için hep güzel şeyler hayal eder mutlu olurum…Kızımın dayiii dayiii nidalarıyla adını ilk öğrendiklerinden biricik kardeşim, Aslımın biricik dayısı şu an vatani görevini yerine getirmek için askerde Antalya da. Temmuzda izne gelecek ve inşallah 25 Kasım 2005 de askerliği bitirip tamamen bizlere dönecek hepimiz çok özledik onu,özellikle de Aslı…Dilerim uzun,güzel mutlu bir ömrün olur senin kadar temiz,duru ve sevebileceğin bir insanla hayatını birleştirir ve çok mutlu olursun. Sen de beni en kısa zamanda hala olma şerefine,annemi de annanelik görevinden sonra babanneliğe nail edersin…
Rabbim her şeyi gönlünce versin hiçbir zaman unutma ki ben duygularımı belli edemesem de çok açık hep yanındayım, ardındayım ben senin her daim ablanım,canın,kanınım…Ve seni her zaman aynı içtenlikle seveceğim…Rabbim sana hayal ettiğinden daha güzel,daha uzun bir ömür versin inşallah...
9 Aylık halim çok komikmişim...
8 Haziran 2006
Akrep Burcu...
AKREP Çocukları - Hayata bakışı çok renklidirGüzel gözlerinin ardında neler yaşadığını bulmak için çaba harcamak gerekir. Akrep bebekleri genellikle çekingendir ve olaylara seyirci olarak kalmayı tercih ederler. Fakat iş beslenmeye gelince, zamanında karınlarını doyurmanızı tavsiye ederiz. Aksi takdirde gözyaşları yanaklarından sel gibi akabilir! Akrep çocukları yalnızlığı sever, kendi kendisini eğlendirmeyi becerirler. Güçlü duygularıyla birlikte onlara güzel gelebilir. Fakat bu yalnız kalmak isteği ileride başka sorunları beraberinde getirecektir. Bazen güzel gözleri yaşlarına göre çok ciddi ve hüzünlü görünebilir. Biraz uzak ve soğuk izlenimi bırakırlar, aslında sevgiye çok ihtiyaç duyarlar. Ona ilgi gösterdiğine inandıkları kişilerle kolay iletişim kurarlar. Sevimli ve sıcak olurlar. Sevdiklerine karşı kapris yapmayı çok iyi becerirler. Bu tutumları yüzünden, çevreleri tarafından mızmız olarak nitelendirilirler.Konuşmayı çok çabuk öğrenirler. Sezgileri çok güçlüdür, etraflarında olan biteni, insanların neler düşündüklerini büyüklerin tahmin edebileceğinden çok daha iyi algılarlar. Çocuk Akrepler bile özel hayatın gizliliğine önem verirler. Her zaman kimsenin haberi olmadığı, günlük tuttuğu defterleri, çekmeceleri olur. Gizli bırakmak istedikleri, bir başkası tarafından keşfedilirse, çok üzülüp ağlayabilirler. Bu küçük dedektiflerden bir şey gizlememek en mantıklısıdır. Eninde sonunda kendilerinden saklanan her neyse bulurlar. Bunun ardından da öfke ve kin duygusu gelir. Yüksek fiziksel, zihinsel, duygusal enerjileri yararlı konulara yönlendirilirse, ileride çok başarılı ve güçlü bir insan olacaktır.AİLE HAYATI: Ailelerinden anlayış ve yardım beklerler. Akrep çocuğu için aile çok önemlidir. Büyümeye başladığı andan itibaren, onlardan destek beklemez tavırları ile dikkat çekse de içten içe onların sevgisine ihtiyaç duyarlar. İnatçı ve huysuz kişiliğiyle kimseyle anlaşamaz görünen bu çocuklar, özellikle annelerine çok düşkündürler. Çocukların kaprisli tutumları çoğu ailenin şımarık Akrepler yetiştirmesine sebep olur. Onun kaprisinin altında yatan nedenlere inen bir anne baba Akrep çocuğunu keşfettikçe altında güzelliğe ulaşacaktır. Sabırlı bir psikolog gibi onu dinleyen, onun sorularına çözüm arayan anne-baba çocukları büyüdükleri zaman da sıkıntı çekmezler.Zeki ve yaratıcı bu çocukların eğitim çağında doğru yönlendirilmesi gerekir. Okulda arkadaşlar arası problemleri olsa da genel olarak başarılı olacaklardır. Akrep burcu çocukları için, olan imkanları paylaşmak, gerekli bir hayat dersidir. Gerçekten de yardımlaşma ve destek onlar için çok yararlı olacaktır. Anne babaya düşen görev, onları topluma açık, dışa dönük, kardeşleriyle oyun oynarken paylaşımcı davranışlar sergileyen çocuklar olarak yetiştirmektir. Kız veya erkek kardeşlerine karşı çok dikkatlidirler. Yine de özel hayatlarında saygı beklerler. Kendilerinin kaptanlarıdır ve ihtiraslıdırlar, paraya düşkün olabilirler. Harçlığını savuran, çok harcayan çocuklar olmazlar.(Aslım da bir akrep burcu)
Hayaller...
Canım bu sıralar hiç yazmak istemiyor. Kendimi sürekli yorgun hissediyorum işyerinde bile saate sanki ağırlık taktık geçmek bilmiyor evde olsam diyorum uzansam sessiz,kafamda hiçbir düşünce olmadan uyusam…
Belki evin dağınık hali, belki artık tatile gitmek istemem yorgun olmama sebep bilmiyorum ama bu halim tüm bedenimi ve ruhumu etkiliyor feci bir halde…Beklide daha 28 olmama rağmen yoruldum hızlı ve yoğun yaşadığım hayat temposundan,erken evlenmenin birçok avantajını yaşarken,aslında ne kadar yıprattığının farkındayım beni.Keşke diyorum Serkan la uzun bir nişanlılık evremiz olsaydı da yeni evlenmiş olsaydık tabi keşkeler geri döndürmüyor insanı…
Kızım diliyorum ki keşkelerin doldurduğu bir hayatta yaşamasın muhakkak ki keşkeleri olacak ama bunlar mümkün olduğunca az olsun…Ne çok hayallerim var unutmuyorum hiçbir zaman onun kendi hayatını,hayallerini yaşaması gerektiğini ve benim ona sadece destek olmam gerektiğini…
Geleceğe dair de çok planlarım var ama sanırım bu gidişle uygulayamayacağım hiçbirini yanlış seçimler mi beni bu hale getirdi?Mesela bahçeli bir evimiz olsun bahçesinde büyük bir salıncağın olduğu erik ve elma ağaçları da olsun bahçesinde Aslı için birkaç tavşan,kedi ve köpek,sonra iki çocuğum daha olsun her şeyden önce sağlıklı ama biri kız biri erkek olsun Aslı ya bir kız bir erkek kardeş. Onlar doldursun hayatımı,bu işten kurtulayım biran önce sevmiyorum ki ben muhasebeyi nasıl geldim buraya ve hala neden bu işteyim hayat çıkıyor karşıma mecburiyetler,hayallerim zorluyor devam etmeye mesela kendime ait küçük bir kafem olsa çayların yanına küçük kurabiyelerin,üzümlü keklerin eşlik ettiği,sabah kahvaltısını orda yapsam çocuklarla onları okula uğurlasam sonra bir kahve yapsam kendime gazeteleri alsam ,bir sigara yaksam,her gün gelen yeni insanları tanısam yada sürekli gelen ve artık dost olan müşterilerin sohbetlerine ortak olsam…Güzel bir müzik açsam mesela Erol Evgin çalsa gel sen ne çektiğimi birde bana sor……
Uzayıp gidiyor işte acaba en baştan hayallerim bu şekilde olsaydı ve onlar için mücadele etseydim aslında daha geç değil ama bu imkanları ne zaman sağlar zaman bize, bir kere geldiğimiz bu dünyada kimbilir…
Herkezin hayalleri dilerim onlara yeten süre zarfında gerçek olur….
Ölümden Korkmak...

BİR ŞİİR TADINDAYDI HERŞEY SENİ BEKLEMEK VE SEVMEK
BEKLEMEKTE GÜZELDİ SENİ BÜYÜDÜĞÜNÜ GÖRMEKTE
İÇİME BİR KORKU GİRİYOR BAZEN ASLIM HAYATTA ÖLÜMDEN KORKMAYAN
BEN İÇİME NASIL BİR KORKU GİRİYOR DOĞDUĞUN GÜNDEN BERİ
HAYATA GÖZLERİMİ KAPAMAK DEĞİL DE BU KORKU SANA KİM BAKAR
YADA SENİ BENİM SEVDİĞİM KADAR KİM SEVER...
ALLAHA YALVARIYORUM HERGÜN BANA ASLIMIN BÜYÜMESİNİ İZLEME İMKANI VER DİYE NASIL BİRŞEY BU SENİ SEVMEK İFADE EDEMİYORUM Kİ KALBİM KUŞ OLACAK KANATLANIP YERİNDEN UÇACAK SANIYORUM AKLIMA SEN DÜŞTÜĞÜNDE BEN SENİ DAHA DÜNYAYA GELMEDEN SEVMEYE BAŞLADIM ASLIM VE RABBİM BANA ÖMÜR VERDİĞİ SÜRECE HEP SEVECEĞİM...
Özlü bir söz
Goethe
Minik Ayakkabılar...

Benim bir bebeğim var artık minicik ayakkabıları kapının önünde duruyor. Düşünüyorum zaman ne kadar çabuk geçiyor daha sanki dün gibi karnımda beni tekmeleyen o minicik ayaklara ait iki çift ayakkabı, görünce içim ısınıyor.
Kapının tıkırtısını duyunca hemen kapıya koşuyor bana o minik dudaklarıyla o kadar güzel gülüyor ki içim aydınlanıyor. Daha doğmadan acaba bakabilir miyim, gücüm yeter mi diye kaygılarım geliyor aklıma kucağıma aldığım anda kaybolan...
Mesai saatlerinde sona yaklaştıkça burnumda tütüyor, eve gitmeyi iple çekiyorum artık. Babasıyla parkta oynarken seyrediyorum onları babası salıncağı sallıyor kahkahaları her yeri inletiyor ikisinin de gözleri parlıyor aşk bu diyorum kendime, gözlerim doluyor.
Kokusunu her içime çektiğimde bahar geliyor bana her günü bayram havasında yaşatıyor. Bu öyle bir aşk ki gün geçtikçe büyüyor bir gün kalbime sığmayacak bu sevgi ortadan ikiye çatlayacak diye ödüm kopuyor. Benim bir bebeğim var artık içim içime sığmıyor tüm annelerin babaların yaşadığı gibi her dakikama anlam katıyor dünyanın ne kadar güzel olduğunu her dakika kulağıma fısıldıyor.
Tüm annelere, babalara… Kendini anne ve baba hissedenlere
5 Haziran 2006
Desem ki
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,Hava kadar lazım,
Ekmek kadar mübarek,Su gibi aziz bir şeysin;
Nimettensin, nimettensin!Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar;
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi farkedemezsen,
Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.Fakat yine üzülme, müsterih ol;
Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
Ve neden sonraTekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdürOrtalığa düşmüşüm seni arıyorum.
CAHİT SITKI TARANCI
1 Haziran 2006
Babasının bahar gözlüsü

Aslım; babanın senin bize gelmeye karar verdiğini öğrendiğimiz gün suratında ki o kocaman mutlu ifadeyi unutamıyorum.Meğer ne kadar istiyormuş seni ve ne kadar hazırmış baba olmaya... İşte o gün anladım ben baban ile aranızda sen daha doğmadan başlayan büyük bir aşk olacağını ve sen doğduktan sonra bu düşüncemde ne kadar haklı olduğumu gösterdi zaman.Senin karşında gördüğün o kocaman elli heybetli adam sana her sarıldığında,öptüğünde küçülüyor sana olan sevgisi o kadar derin ki sadece kalbi büyüyor sen mevzu bahis olduğun zaman.Sana da haksızlık etmemek lazım bu aşkın karşılığını ilk kelimenin baba olmasıyla verdin ona kat ve kat fazla...
Babasının bahar gözlüsü,minik tosbası sizin gün geçtikçe büyüyen aşkınızı izlemek bana herzaman ayrı bir zevk verecek.Dilerim sende o kocaman elli ve yürekli adamı hep sevgiyle anarsın...









